21 Aralık 2009Bugün fizyolojik açıdan hayatımın en acı günlerinden biri oldu.Yaklaşık 1buçuk ay önce kontrol amaçlı doktora gittiğimde, endoskopi olacaksın cevabı aldım, "oluruz ya ne olacakki" diye geçirdim içimden hatta.Ama iş o kadar basit değilmiş, bugün içimden neler geçti neler...
Bir gün öncesinden, yani pazar akşamı saat 8'den beri hiçbişey yemedim yasak olduğu için.Zaten normalde de pek bişey yediğim söylenemez ama "yasak" kelimesini duyduğum an delesim geliyor hep nedense.Sabaha kadar aş eriyomuşum gibi sanki aklıma binbir türlü yiyecek içecek geldi, gecenin 3'üne kadar uyuyamadım.
Sonunda sabah oldu kalktım gittim hastaneye, sıra aldım falan bekliyorum orda.Ama içerden gelen sesleri duydukça içim ürpermeye başladı.Yan yana 2 oda var, birinde endoskopi yapılıyor birinde kolonoskopi.Endoskopi odasından pek ses geldiği söylenemez haliyle, çünkü hastaların ağzında hortum olduğundan bağıramıyorlar, sadece çırpınıyorlar.Kolonoskopiyi de merak edip araştırırsanız ne demek istediğimi anlarsınız zaten...
İçerden çıkanlara bakıyorum, koca koca adamlar, kadınlar falan.Hepsini dışarda bekleyen 3-5 kişi var ve hepsi de ağlayarak çıkıyor dışarı.Ben de saf gibi kendim gittim.Tabi daha da kötü oldum haliyle ve beklerken sıra bana geldi sonunda.Asıl olay bundan sonra başlıyor tabi...
İçeri girer girmez oturttular bi yere, ağzımı açıp bi tür uyuşturucu sprey sıktılar.Anında ağzımın hissiyatını kaybettim orda.Sonra doktor geldi, sünnetçi amca edasıyla, hemşireler bana uygun pozisyon ayarlamaya çalışırken o da bi yandan kaç yaşındasın, öğrenci misin, ne okuyosun tarzında sorular sormaya başladı.Tam konuşurken ağzıma yuvarlak, ortası delik bi nesne yerleştirdiler ve o kalın ve siyah hortum belirdi doktorun elinde.O anda kalp atışlarım tavan yaptı zaten.Ben küçük, ince bişey beklerken karşıma resmen su borusu gibi bişey çıktı.
Doktor nefesini tut der demez ağzıma hortumu yerleştirdi, ulan dur daha nefesimi tutamadım demeye vakit kalmadı ki tutamadım ben de zaten.Doktor çemkirdi bi anda napıyosun, tut şu nefesini, akciğerine gidecek şimdi yanlışlıkla deyince can havliyle mecburen tuttuk nefesimizi ve galakside yolculuk başladı.Adam 2 saniyede mideye indirdi zaten kamerayı, karşıda da ekran var görüyorum bu arada.Ama o anda çektiğim acıyı anlatmakta kelimeler kifayetsiz kalır.
Bizi vücudumun derinliklerinde ilk karşılayan mide asiti, yani safra suyu oldu (hatta recep ivedik tabiriyle mide özsüt'ü).Bir yanardağ edası ile fokur fokur kaynıyordu resmen.Ulan bu neden sarı böyle, beyaz olması gerekiyor bunun diye bi tepki geldi doktordan, ben de konuşamadığım için gözlerimle ne bileyim tarzı bi haraket yaptım.Ardından başladı hortum içerde dönmeye ki bu hortumun mideye doğru inmesinden daha çok acı veriyor insana.Neyse, çevirirken çevirirken sonunda ülserin sebep olduğu yara belirdi orda.Böyle beyaz beyaz kist gibi noktalar halinde gördüm ben de o an ekranda ama çok da önemli değildi benim onları görmem.Bir an önce şunu çek de kurtulayım der gibi bakmaya çalışıyordum o arada doktora.Offf, ne kadar büyümüş bunlar gibi şeyler söyledi doktor o anda, ardından da dur şurdan 12 parmak bağırsağına da bakalım dedi.Eğer oraya da inseydi, bu benim yandığımın resmiydi yani.Çünkü dayanacak halim kalmadı, zaten oraya inemedi de.Çünkü ülser sebebiyle oluşan ödemden dolayı o ara daralmış ve hortum girmedi.Bikaç kez zorladı ama olmayınca bıraktı artık doktor da.
Hortumu ağzımdan geri çekerken efsane bi diyalog yaşandı zaten, hani tam karikatürlük cinsten.
dr: sigara içiyosun dimi sen?
ben: evet
dr: ağzına sıçiim senin o zaman!!!
ben: :s, ?, :D...
Zaten yukardan beri doktorun üslubuna dikkat ettiyseniz, garip bi insanla karşı karşıya kaldığımı fark etmişsinizdir.Üstüne bir de bu diyalog yaşanınca o ruh hali ve acı içinde kalakaldım orda, ne diyeceğimi bilemedim, bi an sigaradan tiksindim...
Sonuç olarak; doktor bu endoskopiyi saymadı, 2 şubatta yeniden yapacak malesef.Çünkü girmesi lazım o zıkkım hortumun 12 parmak bağırsağına, asıl yara orda.Doktorun onu görüp mutlu olması lazım...Bakalım 1 ay ilaç tedavisinden sonra yine çekeceğiz bu hortumun acısını.
Allah kimseye yaşatmasın, gerçekten çok zor bir hadise...
Anlatılmaz yaşanır demek geliyor içimden ama, sakın yaşamayın...Yediğinize, içtiğinize dikkat edin...